Hunger Games Rpg

May the odds be ever in your favor!
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş
 

 Steve Ryan

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Steve Ryan
4. Mıntıka Başkanı
4. Mıntıka Başkanı


Mesaj Sayısı : 3
Kayıt tarihi : 09/05/12

Steve Ryan Empty
MesajKonu: Steve Ryan   Steve Ryan Icon_minitimePaz Mayıs 27, 2012 3:01 pm

Son saniyeler.. Özgür olduğu son saniyelerdi bunlar. Son derece parlak ve turkuaz bir renge sahip olan kare şeklinde duvarların ardında stilisti ile birbirlerine bakıyorlardı. Odada pek bir eşya olmaması seslerin yankılanmasına sebep oluyordu, bu da çok sinir bozucu bir şeydi. Steve ağlamamak için kendini o kadar kasıyordu ki neredeyse bir şeylerin yolunda gitmediği anlaşılacaktı. Fakat az bir çaba ile sesinin normal çıkmasını sağladı. "Öldüğüm zaman.. Cenaze törenime geleceksin değil mi?" Mirana tam ağzını açacakken işaret parmağını dudaklarına bastırıp konuşmasına izin vermedi. "Senden başka kimsem yok. Sanırım diğer haraçlar ile aramda en büyük fark da bu." 25'li yaşlarda gösteren kadın, yeşil farları ıslak gözyaşları ile birlikte akmaya başlayınca çocuğa sarıldı. "Capitol'e geleli 10 gün olmasına rağmen sana neden bu kadar bağlandığımı merak ediyorum.." Steve o an kariyerlerin ne durumda olduğunu merak etti. Büyük ihtimalle zaferlerinden sonra nasıl bir kutlama yapacaklarını düşünüyordu.

Mirana normal bir insana göre oldukça uzun ve bir kadar da sıskaydı. Beli neredeyse elle tutulacak kadar inceydi fakat kemikleri görünmüyordu, aksine bu ona oldukça ateşli ve hoş bir hava katmaktaydı. Kumral saçlarının kıvırcık olmasını inkar ederek her sabah inatla düzleştirmeye çalıştığı için biraz komik durduğu aşikardı. Ancak Steve'in hakkında söyleyebileceği tek şey olağanüstü giyim tarzı olurdu büyük ihtimalle. Açlık oyunlarının birinci gününde giymiş olduğu yeşil takım elbisenin pek feminen bir hava kattığı söylenemezdi ancak hala insanları büyülemeye yetiyordu. Doğuştan çıkık olan elmacık kemikleri.. Uzun kirpikleri.. Kısacası her erkeğin hayalindeki kadındı Mirana. Capitol'deki herkes onu elde etmek istemiş ve başaramamışlardı. Fakat bütün erkeklerin ona deliler gibi aşık olduğunu anlamak da zor bir şey değildi. Gerçek bir dost, bir arkadaş olarak görenler de varsı ama. Aslında görenler değil, gören. Steve trenin iniş yaptığı ve bakım odasına alındığı günden beri kardeşi gibi seviyordu Mirana'yı. Hatta birbirlerine o kadar bağlanmışlardı ki açlık oyunları bile önemsiz kalmaya başlamıştı.

Steve burnuna bir öpücük kondurdu. "Heey! Ben bile ağlamıyorken sen hiç ağlayamazsın!" Genç kız hıçkırmaya başlamıştı. Onu yatıştırmak için kollarına aldığı sırada içeriye birbirinin tıpatıp aynısı olan barış muhafızları girdi ve Steve'in kollarından tutup bir iki metre ilerdeki cam tüpün içine koydular. Adım atması ile yuvarlak fanusun kapanması bir olmuştu. Yukarı doğru çekiliyordu.. Ve nihayet hayatı boyunca görmekten korktuğu yerdeydi, arenada. Arenayı bu kez çöl temasında inşa etmişlerdi. Bazı yerlerde tek tük bir iki kaktüs vardı ve üzerlerindeki kameralar hemen kendini belli ediyordu. Cornicapua ve yuvarlak halinde dizilmiş olan haraçlar arasında on beş metre vardı. Steve bütün dikkatini boynuza dikti ve içindeki silahları uzaktan da olsa seçmeye çalıştı. Hançer! Evet, ilk bakışta fark edebilmişti. Uzun zamandır eğitimini almakta olduğu bu bıçak, belki de ilk sekize girmesini bile sağlayabilirdi. Sunucunun kısa konuşmasının ardından gong çaldı ve açlık oyunlardı başladı.

Bütün haraçlar kurt sürüsü gibi kenarlardan ortaya doğru saldırıyor, önüne geleni öldürüyordu. Steve, hızı ile bir adım öne geçmişti neyse ki. Hançeri almak, daha doğrusu kapmak için iki metre ilersinden bir panter gibi sıçradı ve yere düşüp takla atarken eline aldı keskin silahını. Bu seferki açlık oyunlarında haraçlar oldukça cesur görünüyordu, çünkü bir iki tanesi hariç hepsi kaçmak yerine içeri yığılmayı seçmişti. Birbirinin peşisıra ölümlerin sonunda yalnızca 4 kişi kalmıştı. Boynuzun dış tarafında birbirlerine gülerek bakan üç kariyer, ve hemen karşılarındaki Steve. İnsanlık tarihinin en ateşli kadını olan 1. mıntıka haracı sarı saçlarını savurarak hemen yanındaki çocuğa "Onu neden hemen şimdi öldürmüyoruz ki? Yeteneği çok da büyütülecek bir şey değil." dedi. Fakat kalın dudaklı ve gangster tipli obez zenci kafasını olumsuz anlamda sallayarak "O hızlı." diye cevap verdi sadece. Haksız sayılmazdı, Steve'in güvenebileceği tek şey buydu. Kariyerlerden hayatı boyunca nefret etmiş olsa da şimdi istemsiz bir şekilde onların ittifağındaydı. Birlikte bir av planı oluşturdular ve nöbetleri belirlediler. Silah ve mühimmatlara yakın olmaları çok büyük bir avantajdı, özellikle o sıcak çölde.. Steve kızla her gözgöze gelişinde kızarıyor ve oyunun sonunu düşünerek kendini toparlıyordu. Ya ikisi sona kalırsa? İşte o zaman biri ölmek zorunda kalacaktı ve duyguların oyunlarda hiç bir şey ifade etmediğini 12. mıntıka hariç herkes biliyordu. Yalnızca tek galip, yirmi üç ceset.

Olaysız geçen dört günün sonunda yalnızca beş kişi kalmıştı arenada. Boynuza gelen giden yoktu, fakat sürekli duyulan top sesleri artık yavaş yavaş ittifağın dağılma vaktinin geldiği yönünde uyarılar veriyordu. Oyun kurucular hiçbir şey yapmamışlardı henüz, en azından kariyer grubuna. Steve, Sophie'nin artık bir tür cadı veya büyücü olduğuna inanmaya başlamıştı çünkü günler geçse de gitgide güzelleşiyordu. Ne zenci çocuk, ne de hemen hemen hiç konuşmayan rasta saçlı garip tip. İkisi de kız arkadaş muamelesi yapmadığına göre hala bir şansı olabilirdi. "Bunlardan daha önemli şeyler var düşünülecek." diye geçirdi içinden kafasını silkeleyerek. Saat bir ya da iki olmalıydı ki güneş kavuruyordu her tarafı. Bir saat içinde iki top sesi bir saniye arayla patladı. "Sence fazla mı atıldı?" "Hayır, ya birbirlerini öldürdüler ya da oyun kurucular bir şekilde aynı anda ölmelerini sağladı." Steve kariyerlerin bu diyaloglarını duyduğu anda hançerini cebinden çekip gurubun lideri, yani şişman zenciye fırlattı. Göğüs kafesini delip yere yığılmasını izledikten sonra hemen rastaya döndü ve elini yere uzatıp eline geçen ilk mızrağı fırlattı. İki top sesi daha.. Bu kadar kolay mıydı? Normal bir zamanda bunu asla yapamayacağını biliyordu fakat ikisini de arkadan vurduğu için beklediğinden daha kolay olmuştu. Şimdi sadece Sophie ve Steve vardı arenada. "Sen.. Sen artık yoksun!" Bir panter gibi kükreyerek kılıcı yerden kaldırdı. Steve ise ikinci mızrağını hazırlıyordu. Bir kaç saniye birbirlerini öylece baktıktan sonra seyircilerin arenaya kadar yükselen seslerini duydular. Kan istiyorlardı.. Vahşet istiyorlardı! Kıza bakıp gülümsedikten sonra kameralara dönerek üç parmağını havaya kaldırdı, bu mıntıkasına vermiş olduğu bir işaretti. Mesajını aldıklarından emin olduktan sonra mızrağı ters çevirdi ve kendi karnına sapladı. Ancak hala nefes aldığından eminken son top sesi duyulmuştu, neler oluyordu? Yerde yan yatarken kafasını ters çevirip kıza baktığında kafasından akan litrelerce kanı fark etti, işte o zaman neler olup bittiğini anlamıştı. Devrim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Avaline Tarnowski
7. Mıntıka Vatandaşı
7. Mıntıka Vatandaşı
Avaline Tarnowski

Kadın Mesaj Sayısı : 110
Kayıt tarihi : 16/05/12

Haraç Bilgileri
Karakter Canı:
Steve Ryan Left_bar_bleue0/0Steve Ryan Empty_bar_bleue  (0/0)
Mıntıkası:
Oyun Kurucu Puanı:

Steve Ryan Empty
MesajKonu: Geri: Steve Ryan   Steve Ryan Icon_minitimePaz Mayıs 27, 2012 3:54 pm

Bu RP'nin seviyesi zaten belirlenmiş bulunmaktadır.
http://hungergames.rpgdynasty.com/t53-ryan-steve#134

Kilit!

_________________

I remember tears streaming down your face, when I said 'I'll never let you go'.
Steve Ryan 708pu

mülakatlara çıkınca böyle olacakmış Ava:
 

ama gerçekte böyleymiş:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Steve Ryan
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Hunger Games Rpg :: Karakter Yaratımı :: RPG :: Rpg Puanlama-
Buraya geçin: