Hunger Games Rpg

May the odds be ever in your favor!
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş
 

 Chloe.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Chloe L. Roden



Mesaj Sayısı : 1
Kayıt tarihi : 19/09/12

Chloe. Empty
MesajKonu: Chloe.   Chloe. Icon_minitimeÇarş. Eyl. 19, 2012 6:36 pm

Kız gözlerini açar açmaz kendisine meraklı gözlerle bakan yaşlı bir adamla karşılaştı. “Tanrıya şükürler olsun, sonunda uyanabildin.” dedi adam. Kız adamı baştan aşağıya süzdü, yaklaşık bir metre altmış santim uzunluğunda, tıknaz bir adamdı. Ekoseli gömleğinin cebine bir gözlük ve kalem iliştirmiş, kahverengi kadife pantolonuna, eski olduğu her halinden anlaşılan bej pantolon askıları askıları takmıştı. “Kimsiniz siz?” dedi kız cılız bir sesle. “Ben Doktor Steve Hamilton, dün gece arkadaşınız Jack sizi bana getirdi.” dedi ağır bir İngiliz aksanıyla. “Jack...” diye düşündü Audrey kendi kendine. Jack’i en son gördüğünde onu öldürmek istiyordu, şimdi ise kızı bu garip görünümlü ve doktor olduğunu iddia eden adama getirmişti. “O burada mı?” dedi kız. “Yani Jack.” diye açıkladı doktorun anlamadığını fark edince. “Evet, burada bir yerde olması lazım. Ben onu şimdi çağırırım.” dedi adam ve oturduğu sandalyeden kalktı, ayaktayken daha komik gözüküyordu. Adam telaşla odanın diğer ucundaki kapıya doğru yürüdü. Tam kapıyı açacakken arkasını döndü ve “Hemen döneceğim, merak etme.” diyerek odadan çıktı.

Audrey yalnız kaldığında odayı daha iyi inceleyebilme imkanı buldu. Oda çok büyük değildi, belki on metrekare bile yoktu. Duvardaki beyaz duvar kağıdı yer yer yırtılmış, tavan küflenmişti. Odanın içinde pek fazla eşya da yoktu. Audrey’in yattığı tek kişilik hasta yatağının yanı sıra biri yatağın yanında, diğeri kapının yanında olmak üzere iki sandalye, ecza dolabı ve küçük bir televizyon vardı. Audrey üstündeki örtüyü kaldırınca giydiği beyaz geceliği ve sargıları gördü. Sargılardan biri sol baldırında, diğeri ise sağ omzundaydı. Geçen geceyi hayal mayal hatırlıyordu Audrey. Ellerini uzun sarı saçlarında gezdirdi, yatağın üzerinde doğruldu ve sırtı duvara gelecek şekilde oturup beklemeye başladı. Yaklaşık bir dakika hiçbir şey yapmadan öylece bekledi, doktor gideli birkaç dakika oluyordu. Audrey artık beklemekten sıkılmıştı ki aniden kapı açıldı. İçeri siyah saçlı, uzun boylu bir çocuk girdi. “Sonunda gelebildin Jack.” dedi Audrey.

Jack yatağın yanındaki sandalyeye oturdu. “Şimdi nasılsın?” dedi. “Çok daha iyiyim ama bana bir açıklama borçlusun.” dedi Audrey. Çocuk gözlerini yere dikti ve konuşmaya başladı. “Her şeyi anlatacağım ama şimdi burayı hemen terk etmemiz gerekiyor.” dedi Jack bir solukta. “Hayır.” diye karşı çıktı Audrey. “Hayır, bana bir açıklama yapmadan hiçbir yere gitmiyoruz.” Jack ofladı. “Dinle beni, sana anlatmam için vakit olsaydı, anlatırdım ama vakit yok, geri döndüler.” dedi telaşla. “Şimdi üzerine bir şeyler geçir ve benimle gel, seni kapının önünde bekliyor olacağım.” dedi çocuk ve cevap dahi beklemeden odadan çıktı.

Audrey, kapının yanındaki sandalyenin üstünde giysilerini buldu. Giysileri kan lekeleri ile doluydu ama giyecek başka bir şeyi yoktu, mecburen onları giydi ve odadan çıktı. Koridor karanlıktı ve görünürde kimse yoktu. “Jack?” diye seslendi ama cevap alamadı. “Jack, eğer buradaysan ve bu bir oyunsa hiç komik değil.” dedi ama yine ses gelmedi. Yaralı olmayan omzunun üstünde bir el hissetti Audrey. “Sonunda.” diye düşündü ve arkasına döndü ama her şey beklediği gibi gitmedi. Adam kızın burnuna bir bez parçasını dayarken Audrey’in duyduğu son şey Jack’in sesi oldu. “Audrey!”

Audrey uyandığında kendini kollarından bağlanmış bir şekilde eski bir fabrikada buldu. Burayı hatırlıyordu, geçen gece Jack ile buraya gelmişlerdi. Geçen gece, Audrey’in yaralandığı gece. O gecenin hayatını bu denli değiştireceğini tahmin bile etmemişti Audrey. Jack ile birlikteyken ona bir telefon gelmişti ve bunun üzerine Jack açıklama bile yapmadan gitmişti. Audrey ise Jack’i takip etmiş ve bu eski fabrikaya gelmişti. Ne olduğunu bile anlamadan kendisini çatışmanın içinde bulmuş, omzunu sıyıran bir kurşun ile yere yığılmıştı. Hafızası yeni yeni yerine geliyordu. “Audrey, çok üzgünüm.” dedi Jack. “Seni bu işe bulaştırdığım için üzgünüm, sana söylemem gerekirdi.” dedi titrek bir sesle. “Hala söyleyebilirsin.” dedi Audrey. “Bak ben kumar oynadım, biliyorsun paraya ihtiyacım vardı. Bu işlerin bu kadar karmaşık olduğunu bilmiyordum ve aptalca bir şey yaptım. Evet, kaybettim ve sonra da... Bilirsin işte, karşılığında verebilecek hiçbir şeyim yoktu, bu yüzden kaçtım. Sana söylemek istedim fakat senin de tehlikeye girmenden korktum. Çok özür dilerim Audrey.” dedi ağlamaklı bir sesle. “Ben senin kız arkadaşınım Jack, bana söylemeliydin. Belki para bulabilirdik.” Tam o anda kapı açıldı ve içeri üçü adam girdi. Adamlardan biri sarışın ve sıskaydı, saçları omuzlarındaydı ve uzun boyluydu, bir diğeri sarışın adama göre daha iri yapılıydı, koyu renk saçları asker tıraşlıydı, diğeri ise aralarındaki en iri adamdı, deri bir yelek giyiyordu ve iki kolu da dövmelerle kaplıydı. “Hadi şu işi hemen bitirelim.” dedi en iri adam diğerlerine ve Audrey’e doğru bir adım attı. Sarışın adam, Audrey’in yanına geldi ve kızın iplerini çözdü. “Bırak beni.” diye adeta tısladı kız ama adam buna aldırmadı, kızı çekiştirerek fabrikanın arka taraflarına götürdü.

Sonunda başka bir odaya geldiklerinde adam kızı yere fırlattı. Audrey, kafasını kaldırıp odayı inceledi, eskiden fabrikanın idari yeri olduğu belli oluyordu. Bir çift pencere vardı ama pencereler tahta ile kapatılmıştı, tek kaçış yeri adamın tam önünde durduğu deriyle kaplanmış kapıydı. “Neden buraya getirildim?” dedi Audrey buz gibi bir sesle. “Buraya getirildin çünkü seninle ne yapacağımıza hala karar veremedik.” dedi adam. “Ne demek oluyor bu?” dedi kız. “Seni öldürüp, öldürmeyeceğimize henüz karar vermedik.” dedi adam alaycı bir tavırla. Audrey ayağa kalkmaya yeltenince adam silahına dokundu. “Aklına bile getirme.” dedi adam. Aşağı kattan bir çift sesi duyuldu. “Çocuğun işi bitmiş olmalı.” dedi adam ve ardından bir kahkaha patlattı. Tam o anda kapı açıldı ve bir kez daha silah sesi duyuldu. Mermi adamın tam alnından geçti ve adam anında yere yığıldı. Adamın arkasından Jack göründü ve kıza elini uzattı. “Çabuk ol, hemen çıkmalıyız.” dedi Jack. Audrey uzatılan eli tuttu ve hemen ayağa kalktı, hemen odadan çıktılar. Çıkış kapısına doğru koştular. “Şimdi ne yapacağız?” dedi kız. “Dışarıda arabaları var, anahtarları aldım, onunla kaçabiliriz.” Kapıdan dışarı çıkıp, arabaya atladılar ve hemen oradan uzaklaştılar, ikisi de nereye gideceklerini önemsemiyordu, akıllarında tek bir düşünce vardı: Hayatta kalmak.

*Aynı RP ile başka bir siteye daha katıldım, görürseniz haberiniz olsun.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
S.O.
The Creator
The Creator
S.O.

Mesaj Sayısı : 48
Kayıt tarihi : 11/02/12
Silah : Ban
Evcil Hayvan : Tüm üyeler.

Chloe. Empty
MesajKonu: Geri: Chloe.   Chloe. Icon_minitimeC.tesi Eyl. 22, 2012 8:25 pm

    #Yazım ve İmla (10/8)
    #Kurgu (15/13)
    #Akıcılık (20/19)
    #Betimleme (25/24)
    #Uzunluk (15/13)
    #Renklendirme ve Düzen (10/8)
    #Bonus (5/5)


    90
    Keyifli rpler.

_________________

Chloe. Tumblr_m0okdkfLsf1qf9cdbo1_500
SÜLALEM RAAD PANPA
KAFAM VAR LAN BENİM :( NAMUSSUZLAR:2deb:
 

Keep Calm, B&W is here:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hungergames.rpgdynasty.com
 
Chloe.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Hunger Games Rpg :: Karakter Yaratımı :: RPG :: Rpg Puanlama-
Buraya geçin: