Hunger Games Rpg

May the odds be ever in your favor!
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş
 

 Sessiz Tekne

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Cornelia Niémans
4. Mıntıka Vatandaşı
4. Mıntıka Vatandaşı
Cornelia Niémans

Kadın Mesaj Sayısı : 51
Kayıt tarihi : 09/05/12
Evcil Hayvan : Aless
Hobiler : Balık tutmak, gemi çizimi yapmak, koşmak koşmak yürümek şkdb

Sessiz Tekne Empty
MesajKonu: Sessiz Tekne   Sessiz Tekne Icon_minitimeSalı Mayıs 15, 2012 3:35 pm


Sessiz Tekne 61736500 & Sessiz Tekne 015

Cornelia Niémans & Ariel

"Dostluklar daima her şeyi paylaşabilecek kadar yakınlık istedi, biz de karşılık verdik bu isteğe"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Cornelia Niémans
4. Mıntıka Vatandaşı
4. Mıntıka Vatandaşı
Cornelia Niémans

Kadın Mesaj Sayısı : 51
Kayıt tarihi : 09/05/12
Evcil Hayvan : Aless
Hobiler : Balık tutmak, gemi çizimi yapmak, koşmak koşmak yürümek şkdb

Sessiz Tekne Empty
MesajKonu: Geri: Sessiz Tekne   Sessiz Tekne Icon_minitimeÇarş. Mayıs 16, 2012 2:52 pm

    Pazartesi sabahlarının verdiği uyuşukluğu hiçbir şeye değişmem, dedi kendince gülümseyerek. Bir süre yatağından kalkamayıp öylece kırık beyaz tavanı izlemeye koyuldu, hayellerse bir bir aktı gözlerinin önünden. Rüyasında capitol vardı yine, bu sefer kendisi de onlardandı. Güneşin batarkenki kızıllığında bir elbise vardı üzerinde. Saçları dalga dalga omuzlarına dökülüyordu. Yüzüne bembeyaz fondotenler sürülmüştü, yanakları küçük orman meyveleri kadar kırmızıydı. Altı katlı bir apartman dairesinden manzarayı izliyordu, dudaklarından pahalı capitol çayları süzülüyordu. İçeriden gelen gülüşmelere aldırmadan yalnızca oturuyordu o. Hiçbir işe yaramadan yalnızca keyif yapıyordu. Mıntıkadaki tüm imkansızlıklarıyla bunu yapıp yapamayacağını düşünse de bu düşünüş oldukça kısa sürdü; çünkü tek bir cevap vardı. Capitol eğlenir, mıntıka çalışır. Yaşamları boyunca benimsedikleri tek felsefenin bu olması için eğitim görseler de olmayacaktı, olamayacaktı. Yavaş yavaş aydınlanan havanın saçtığı parıltılar gözünü kamaştırmış olmalı ki kısa sürede kendine geldi. Gözlerini kırpıştırarak yatağında yan döndü ve kısa sürede gözü dün akşam kurduğu alarma ilişti. Limana yine geç kalmıştı. Bir an önce şortunu ve beyaz tişörtünü üzerine geçirip saçlarını salaş bir şekilde tepeden bağladı. Evde kimsenin olmadığını fark edince son bir kez daha aynaya baktı ve hızlıca limanın yolunu tuttu.


    Herkes o kadar işiyle meşguldü ki kimse Cornelia'nın geciktiğinin farkına bile varmadı. Corn her zaman üzerine oturup çizim yaptığı taşın üzerine oturdu ve bir süre soluklandı. Evin limana olan uzaklığı onu fazlasıyla yormuştu. Dosyasını çıkarıp yapım aşamasında olan son gemisine baktı ve hataları fark edince hızlıca görevlierin yanına gitti. "Ucunun sivri olması gerekiyordu." dedi tüm ukalalığını takınarak. Kendisine yönelen sinirli bakışlara aldırmadan tekrar yerine geçti; çünkü biliyordu bu sahneyi. Biraz sonra herkes yumuşayacak, hatta Cornelia bile yardıma gidecekti. Güneş yavaş yavaş tepedeki etkisini arttırmaya başlayınca önünde duran boş ve sessiz gemiye geçti. Bir süre oradan izledi olup biteni; ancak tam oturacakken çizim defterini taşların üzerinde unuttuğunu fark etti ve büyük adımlarla ona doğru yöneldi. Ellerine dosyayı alıp tam arkasını dönmüştü ki ensesinde bir nefesin belirdiğini hissetti. Hızlıca önünü döndüğünde uzun sarı saçlarıyla Ariel'in geldiğini gördü ve gülümsedi. "Ah, hoşgeldin Ariel." diyerek taşlığın üzerine oturdu tekrar. Onun da oturması için biraz yana kaydı.


En son Cornelia Niémans tarafından Ptsi Mayıs 28, 2012 2:12 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ariel
4. Mıntıka Vatandaşı
4. Mıntıka Vatandaşı
Ariel

Kadın Mesaj Sayısı : 63
Kayıt tarihi : 11/05/12
Silah : Üç Dişli Mızrak.
Evcil Hayvan : Ghiro.
Hobiler : Çalışmak. Ailesi ile ilgilenmek.

Sessiz Tekne Empty
MesajKonu: Geri: Sessiz Tekne   Sessiz Tekne Icon_minitimeÇarş. Mayıs 16, 2012 3:58 pm

    Erkek kardeşinin kulübenin köşesinde iki büklüm olmuş haline kaşlarını çatarak baktı. Ariel, kardeşi Adam'ın yeniden hastalanmasından korkuyordu. Çoğunlukla hastalıkları uzun süreli olurdu. Parmakları ile Adam'ın eski masaya bıraktığı gümüşi tabağı kavradı ve açık penceren üzerinde kalmış son birkaç kırıntıyı döktü. Ghiro'nun çalıların arasından fırlarcasına çıkışını ve ekmek tanelerini yiyişini izledi bir süre. Ardından tabağı yeniden masaya koydu ve erkek kardeşine doğru ilerledi. ''Adam. Annemin yanına mıntıka merkezine gitmeni istiyorum.'' dedi ve erkek kardeşinin siyah renge sahip dağınık saçlarını okşadı. Adam başını kaldırdı ve morarmaya yüz tutmuş göz altlarını belirgin edercesine gözlerini kıstı. Ariel, erkek kardeşinin depresif halini görebiliyordu. Adam'ın hastalanacağından emin olmuştu artık. ''Hadi bakalım.''dedi ve erkek kardeşlerini kendine çekip kolları arasına aldı. Dağınık saçlarını birkaç kez daha okşadıktan sonra ''Seni ben götürüyorum.''dedi. Adam'ı ince ve kemikli parmaklarından tutarak kulübenin kapısına doğru ilerledi ve kapıyı açtıktan sonra dışarıya doğru çıktılar. Kapıyı ince pirinş anahtar ile kilitledi ve anahtarın ipini boynundan geçirdi. Üstünde solmaya yüz tutmuş çiçek desenleri olan bir elbise vardı ve diz hizasına kadar uzanan bir etek boyu vardı. Sarı saçlarını açık bırakmıştı. Havanın sıcaklığından dolayı elbise giymeyi tercih etmişti. Ayaklarında da kısa kahverengi botları vardı.

    Sahil yolundan geçerek mıntıka merkezine doğru ilerlemeye başladılar. Sahilin ıssızlığı, mıntıka merkezine yaklaştıkça kalabalıklaşıyordu. Annesi Adalet Sarayının yakınlarında olan küçük bir binada şifacılık yapıyordu. Günde pek çok hasta gelirdi ama şifacılıktan kazandıkları para geçimlerine pek yarar sağlamazdı. Eski tahta binadan içeriye girdiler. İçerisi birçok ot karışımı kokusunu etrafa yaymıştı. Annesi, kirli bir yatakta uzanan yaşlı bir adamın oturmucklar çıkmış tenini kontrol ediyordu. Erkek kardeşinin daha fazla yürümeye mecalinin kalmadığını hissedebiliyordu. Belki de burada birkaç gün kalmalıydı ve diğer şifacıların da gözetimi altında hastalığından kurtulabilirdi. Annesi yüzüne düşen bir tutam saçı geriye doğru çekerken Ariel ve Adam'ı fark etti. Ariel yüzünde hafif bir tebessüm ile annesinin yanına doğru ilerledi. ''Merhaba anne.'' dedi. Son günlerde annesini fazla sık görmüyordu. Ya annesi şifa merkezinde oluyordu ya da kendisi balık tutmaya gidiyordu. ''Adam konusunda tedirginim sanırım hasta oluyor.'' diyerek sözlerine devam etti. Annesi küçük oğluna doğru eğildi ve beyaz elini oğlunun alnına dayadı. ''Evet. Biraz ateşi var. Buraya getirdiğin iyi oldu. Onunla burada ilgilenirim.'' dedi annesi ince sesiyle ve Adam'ı kolundan tutup başka bir yatağa doğru ilerledi. Küçük çocuğu yatağa yatırdı ve alnından öptü. ''Ariel aslında bir süre burada kalsın. Belki gün batımına kadar daha iyi hisseder ama eve götürmeyelim. Hem fırtına geleceğinden bahsediyorlar. Fırtına zamanı onu buraya getirmek daha zor olabilir.'' dedi kısık bir sesle ve gözlerini Ariel'e kilitledi. ''O zaman ben limana gidiyorum. Eğer ihtiyacın olursa gün boyu orada olacağım.'' dedi Ariel. Annesi hafifçe koluna dokundu. ''Peki sonra görüşürüz.''

    Liman diğer günlere göre daha sakin göründüğünü düşündü Ariel ve yavaş adımlar ile limanda ilerlemeye devam etti. Etrafta ki bir kaç tanıdık ona selam verirken o da selam vermeye zorladı kendisini. Kendisine fazla uzak bir mesafede olmayan Cornelia'ı fark etti. Genç kızında onu fark etmesi ile adımlarını hızlandırdı. ''Selam Cornie.'' dedi ve kızın yanına oturdu ve güneşin kavurucu sıcaklığını üzerinde daha bariz bir şekilde hissetmeye başladı.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Cornelia Niémans
4. Mıntıka Vatandaşı
4. Mıntıka Vatandaşı
Cornelia Niémans

Kadın Mesaj Sayısı : 51
Kayıt tarihi : 09/05/12
Evcil Hayvan : Aless
Hobiler : Balık tutmak, gemi çizimi yapmak, koşmak koşmak yürümek şkdb

Sessiz Tekne Empty
MesajKonu: Geri: Sessiz Tekne   Sessiz Tekne Icon_minitimeC.tesi Mayıs 19, 2012 10:46 am


    Kızın etrafa her zamankinden fazla gülücükler atışı Corn'un fazlasıyla dikkatini çekse de henüz sormadı. "Selam Cornie." dedi yerine otururken. Cornelia herhangi bir konu açacaktı ki eski dostundaki bu ani değişimi merak edip onu izledi bir süre. Kız önce başını yere eğdi ve gözlerini bir noktaya saplayıp gülümsedi. Sonra başını kaldırıp gemilere baktı ve tekrar gülümsedi. Corn iyice merak etse de arkadaşını izlerken gülümsemekten kendini alamıyordu. Birileri görse kesinlikle onları deli zannederdi. En sonunda dayanamayıp "Sen, iyi misin?" dedi küçük bir kıkırdama ile. Kızın başını sallayıp gülümsemesi ile bir süre suskunluk yaşandı. Cornelia da iyimserdi; ancak bu kadar uzun süreli gülücükleri henüz Ariel'den başka kimse görmemişti onda. "Gel hadi sessiz tekneye geçelim, belki anlatacakların vardır." dedi imalı imalı gülümseyerek. Arkadaşını kolundan tutarak kalkmasına yardım etti ve küçüklüklerinden beri hemen hemen tüm sırlarını paylaştıkları tekneye doğru yöneldiler. Ne zaman ağlasalar buraya gelip huzur bulurlardı; ne zaman gülseler burası onların kahkalarını attırırdı.

    Teknenin özel iç tasarımı küçüklüğünden beri Corn'un en çok etkilendiği yerlerden biri olmasını sağlamıştır. Hatta capitolden gizli edindiği meslek olan deniz aracı tasarımcılığı da bu teknenin var oluşu ile başlamıştı, yani merakı. Dışarıdan bakıldığında sıradan bir balıkçı teknesi gibi görünse de içi bambaşka bir dünya gibiydi sanki. Kahve tonlarının ağırlıkta olduğu mekanda yer yer beyaz kaplamalara da rastlanmıyor değildi. Hatta Corn için lüks capitol gemilerinden farksızdı bu tekne. Gerçi kaç tanesinin içini görebilmişti ki şu ana kadar? Yine de onların tasarımını düşünmekten kendini alıkoyamıyordu. Mıntıkaya deniz ürünlerini almka için gelen gemilerin çoğunda banyodan havuzuna kadar her şey vardı. Bir keresinde Cornelia onlara benzer bir tasarım yaptığı için kamçılanmıştı. Bu sebepten artık capitol gemileri ile fazla ilgilenemiyordu; tabi bu sadece görünen yüzüydü. Binerken ayakkabılarını ellerine aldılar ve zıplayarak teknenin üzerine çıktılar. Cornelia girişteki beyaz tabureye oturdu ve arkadaşının da oturmasını izledi. Arkasına yaslanarak "Anlat bakalım, neler oluyor?" dedi gözleriyle süzerek.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ariel
4. Mıntıka Vatandaşı
4. Mıntıka Vatandaşı
Ariel

Kadın Mesaj Sayısı : 63
Kayıt tarihi : 11/05/12
Silah : Üç Dişli Mızrak.
Evcil Hayvan : Ghiro.
Hobiler : Çalışmak. Ailesi ile ilgilenmek.

Sessiz Tekne Empty
MesajKonu: Geri: Sessiz Tekne   Sessiz Tekne Icon_minitimeC.tesi Mayıs 19, 2012 1:02 pm

    Ariel'in yüzünde ki aptalca gülümseme her geçen dakika hatta saniye artıyor gibiydi. Genç kızın içinde ki hayat mutluluğu dışarıya adeta parlak bir güneş gibi vurmaya başlamıştı. Yılların getirdiği çaresizliğin kaybolması ve yeniden nefes alıyor gibi hissetmesi. Uzun beyaz parmaklarını sarı saçlarına dolandırmaya başladı Ariel. Bunu çok sık yapmazdı aslında. Pek kimsede fark etmezdi. Sadece mutlu olduğunda saçları ile oynamaya başlardı. Ya da tam tersi aşırı derece de üzgün olduğunda. Babasını beklediği ve yağmur altında sırıl sıklam olduğu gün aklına geldi. Gülümsemesi hafifçe solmuş olmasına rağmen hala belirgin bir şekilde fark ediliyordu. Islak saçları ile saatlerce oynamıştı ve saçları birkaç saat sonra annesi onu içeriye aldığında karmakarışık ve bir tutamı düğümlenmişti. Saçını kesmek zorunda kalmışlardı. Uzun saçları o gün omuzlarına ancak değiyordu ve sonra ki yıllarda da kısa saçına devam etti. Ama son birkaç yıl da saçının uzamasına engel olmamıştı ve saçı ile oynama süreci yeniden etkin hale gelmişti. Bir süre arkadaşının sorusunu duymamazlıktan geldi ve huzur içinde dışarıdan gelen dalga sesini ve burnundan girip akciğerlerini şevkle dolduran denizin tuzlu kokusunu içine çekti. Ardından gözlerini arkadaşına çevirdi ve saçı ile oynamayı bıraktı.

    ''Sadece ilk kez hayattaymış gibi hissediyorum Cornie. Sanki ilk kez nefes alıyorum.'' Sesinde ki canlı tını Ariel'i şaşırtmıştı elbet. Ne zamandan beri böyle canlı konuşmuştu ki. Evet. Birkaç gün öncesinden başlamıştı tabi ki. Sahilde Leander -oysaki ondan çok nefret ederdi şimdi ne hissettiğine dahi anlam veremiyor- ile yaptığı konuşma ve yılların içinde biriktirmiş olduğu acı, kir, pası sonunda içini dökerek -ki Leander'e dökmüştü- rahatlamıştı. Leander'e karşı duyduğu garip bir güven vardı. Oysa bunu birkaç hafta önce Ariel'e söyleseydiniz muhtemelen size cevap verme tenezzülünde dahi bulunmayacak ve sizden uzaklaşacaktı. Yeniden saçı ile oynamaya başladı ve arkasına kaçamak bir bakış attı. Cornelia ile çocukluklarından beri arkadaştılar. Ona karşı aşırı bir güven ve dostluk hissindeydi ama ne kadarını ona anlatmalıydı. Bunca zaman ona içini dökememişti peki şimdi? Aklında beliren soru işaretleri Ariel'i rahatsız etti ve gözlerini kaçırmasına sebep oldu. Parmaklarını saçından çekip bileğinde ki küçük inciye baktı. İnciyi gümüş bir zincir sarıyordu ve Ariel'in bileğini çevreliyordu. Parmaklarını incinin üzerinde gezdirdi. Küçük inciyi birkaç gün önce sahilde bulmuştu. Güneşin son ışıkları gökyüzüne dağılırken inci kumların arasında ona yüzünü göstermişti. Oldukça küçüktü ve bazı yerlerinde siyah noktalar halinde lekeler mevcuttu ama Ariel buna önem vermedi. Kulübede bulduğu küçük gümüş zinciri inci ile birleştirdi ve bileğine taktı. En son ne zaman çıkarmıştı? Hayır. Çıkarmamıştı. Çıkarmaya gönlü el vermemişti. Sanki inci ile birlikte içinden de duygularının çıkacağına inanıyordu. Ayaklarını tempolu bir şekilde yere vurmaya başladı. Aniden durdu ve alnına şaplak atmamak için kendini zorladı. Neden bu kadar mutlu oluyordu ki? Erkek kardeşi şifa merkezindeydi ve zor geçecek bir hastalığın belirtilerini gösteriyordu ve muhtemelen bir ay sonra ancak güçlenebilecekti. Annesi ise son günlerde oldukça halsizdi. İlk olarak iş yorgunluğu olarak düşünmüştü ama ya farklı bir durum mevcutsa diye kendi kendini yedi bitirmişti. Luna ise okuldan kaçıyor ve şifa merkezinde çalışıyordu. Oysa Ariel onun başarılı olmasını ve sessini duyurabilirse Capitol'de bile bir hayat kazanabileceğini düşünüyordu. Aslında Luna on iki yaşına bastığından beri böyle düşünüyordu çünkü eğer Açlık Oyunlarına şayet seçilirse başarısız olacağından emindi. Tabi ki onu Açlık Oyunlarına göndermeyecekti kendisi gönüllü olurdu ama korkuyordu her şekilde. Annie için ise pek korkusu olduğu söylenemezdi. Kız kardeşi tüm gününü Kariyer Haracı eğitimine adıyordu ve mükemmel bir yüzücü, bıçak, ok ve yay kullanıcısı olmuştu ama kardeşinin deniz ile ilgili şeylerden kaçtığını fark ediyordu.

    Kendi sorunları ile uğraşırken ya Annie'de babasının acısını içinde taşıyorsa diye bir sıkıntı kalbini kapladı. Mutluluğu sanki son bulmak üzereydi. Ya kız kardeşi babasının ölümünü eğitime verdiği zaman ile unutmaya çalışıyorsa. Ama daha altı yaşıdaydı. Altı yaşındaydı ama yaşından büyük işler dahi yapıyordu diye içinden söylendi Ariel. Yeniden su yüzüne çıkan sorunlar ile derin bir nefes aldı ve dikkatini arkadaşına çevirdi. Belki biraz daha bu sorunlardan uzaklaşabileceğini düşünüyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Sessiz Tekne
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Hunger Games Rpg :: Mıntıkalar :: 4. Mıntıka :: Liman-
Buraya geçin: