Hunger Games Rpg

May the odds be ever in your favor!
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş
 

 Açlık Oyunları Başlasın!

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Eta Rollo
Refakatçi
Refakatçi
Eta Rollo

Mesaj Sayısı : 86
Kayıt tarihi : 06/05/12
Evcil Hayvan : Tavşan (Ponmei)
Hobiler : Şarkı söylemek, tuhaf makyajlar, birilerine şaka yapmak

Açlık Oyunları Başlasın! Empty
MesajKonu: Açlık Oyunları Başlasın!   Açlık Oyunları Başlasın! Icon_minitimePerş. Mayıs 17, 2012 3:54 pm

Kafasını hızla çıkarttı soyunma odasının perdesinden. Perdeyi elleriyle boynunun her iki yanına kapatmış, tiyatroda seyircileri izleyen heyecanlı çocuklar gibi görünüyordu. Yanaklarını şişirip sorumluya baktı iri gözleriyle. "Ka-bul!" diye diye melodik sesiyle güldü kadına gergin, uzun saniyeler sonunda. Sekizinci mıntıkaya oyunlar için gidiyordu. Bu yaptığı da yolculuğu öncesi son alışverişi, son eğlencesi olacaktı. Bu nedenle adeta Capitol'ü terkedercesini saldırmıştı giysilere sabah sabah. Geçen yıllardan farkı yoktu bu talanının. Refakatçi olmak adına yaptığı her yolculuk öncesi dolabı dolup taşıyor, sonuç olarak yolculuğu boyunca daha önce aldığı kıyafetlerden yalnızca 3 tanesini giyebiliyordu. Peki pişman mıydı dolabını taşırmaya? Hayır, giymese bile artık dolabındaki kostümleri yalnız olmayacaktı. Eh, bu da bir puandı.
Dolaptan dışarı fırladığı gibi askıların üzerinde ufak bir tepe oluşturmuş kıyafetleri aldığı gibi görevli kadının kollarına bocaladı. Arkasından itleyerek kasaya götürdü suratında kocaman bir sırıtışla. Moda dediğin zevk işiydi canım. Gülümsemek mühimdi. Gülümsemezse kıyafetlerin rengi atardı. Gülümsemezse kıyafet potluk yapardı. Sonunda alışveriş merkezinden kolunda dolu torbalarla çıkınca saatine baktı dudakları büzülerek. Buluşma saatine fazla bir şey kalmamıştı. Gülümsemesi tek saniye bozulmadan yürümeye başladı Capitol sokaklarında başı havada bakına bakına. Buluşacakları yer yakındı. Bu nedenle arkadan dolaşıp sürpriz yapma şansı da vardı Eta'nın.

Capitol'ü seviyordu. Daima güneşin parıldadığı, en az onun kadar neşeli şehri; boğazına kadar onu eğlenceyle dolduran bu şehri nasıl sevmeyebilirdi ki? Açlık Oyunlarında horoz dövüşü gibi çocukların bir bir öldürülmesinden zevk duyan sadistlerden olduğunu söyleyemese de o Capitol'ünü bu kirli yanıyla bile severdi. Mevsimin en güzel kokularının Capitol'ün kendine has modasıyla karışması, yanından geçen bayanların parfümlerinin rüzgara karışmasını çekti içine. Hissediyordu. Bu seneki oyunlar da harika olacaktı.
Kendisine gülümseyen insanlara gülümseyerek karşılık veriyor, hafifçe eğilerek selamlıyordu onları. Çayırlarda koşarcasına hoplayıp zıplarken çantaları da karışıyordu. Avoxu arkasından sürekli çantalar düşecek diye tedbirli dururken zavallı hizmetlisini önemsediği yoktu. Vicdansız bir sahip değildi canım. Sadece vicdanlılığı zavallı Avox için biraz yorucu olabiliyordu arada... Ya da her gün. Pek bir fark olmuyordu işin sonunda. Herkes yorulmaya ihtiyaç duyardı sonuçta.

Samansı, açık kahverengi saçları ön tutamlarından omzuna kadar dalgalı dökülüyordu. Mıntıka yolculuğuna çıkmadan öcne saçlarını yeniden farklı bir renge boyama ihtimali vardı fakat sevmişti şu aralar kullandığı doğal rengi. Belki bir peruk takabilirdi sahnede. Evet, parıl parıl peruğu da yakışırdı oyunların açılışına. Örülü saçları arkadan ek saçlarlar birlikte bir merdiven gibi dönerek çıkıyor en tepede dantelli bir fiyonk iki örgünün birleşimini tutuyordu. Örgülerin üzerine tutturulmuş ufak kuşlar çok sevimliydi ona göre. Siyah bir jile giyiyordu. Jilenin üzerindeki aşağı inen krem rengi ince çizgiler çorabında da vardı. Krem rengi çorabının üzerinde hayal meyal seçiliyordu ince beyaz çizgiler. Yine de her zamanki uyumuna sahipti canım.

Uzaktan Lili'yi görünce çantaları bırakıp yere düşmelerine izin verdi. Parmak ucunda yavaş yavaş yaklaşmaya başladı kıza. Dudağını yaramaz bir çocuk gibi ısırmıştı, yaklaşıyordu avına. Tam arkasına gelince parmakları canice oynadı. "Açlık oyunları başlasın ve şans hep sizden yana olsun!" diye bağırdığı gibi kahkaha atarak atladı kızın üzerine. Arkadan sıkıca sarılmış gıdıklarken elbette rakibine acımayacaktı. Yerlere yatana kadar gıdıklamak; hedefi tam da buydu. Hissediyordu. Bu taktikle kazanacağı açıktı oyunları.

_________________

Açlık Oyunları Başlasın! 50gs1z
ponponpon~♥:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Lilium Heartfilia
Capitol
Capitol
Lilium Heartfilia

Kadın Mesaj Sayısı : 41
Kayıt tarihi : 12/05/12
Silah : Mikrofon (Ehe tamam bu kadar değil. Mikrafon büyüyo katanamsı bir kılıç oluyor. O kadar uzun değil tabi. Ayrıca içinde bir kaç tane küçük bombacıklar da var 5 metre karelik alana etki eden)
Evcil Hayvan : Cookie-Pie
Hobiler : Maskeyle, gizliden şarkı söylemek bu işe gerçekten aşık. Pek hoşuna gitmiyormuş gibi görünse de modellikten de gayet memnun. Resim çektirmeyi, farklı kıyafetler giymeyi seviyor. Genelde hoşnutsuz bir surat ifadesiyle dolaşmak ve diğerlerine küçümser gözle izlemek de hobileri arasında

Açlık Oyunları Başlasın! Empty
MesajKonu: Geri: Açlık Oyunları Başlasın!   Açlık Oyunları Başlasın! Icon_minitimeCuma Mayıs 18, 2012 7:00 pm

"Bayan Cookie-Pie! Hemen eve dönüyorsunuz!"
Sevimli köpeği her zaman yaptığı gibi hiç çaktırmadan Liliumla evden çıkmış, onu takip etmeye başlamıştı. Bu takip işinde çoğunlukla o kadar iyi olurdu ki modellik yaptığı ajansın kapısında güvenlik fark ederdi bu küçük yaramazı ya da kızın buluştuğu kişiler tarafından keşfedilirdi. Bu sefer takipçilik oyununu fazla sürdürememişti çünkü karşısına çıkan kocaman siyah bir kedi yüzünden korkmuş ve Lilium'un üzerine atlamıştı.
"Size bunu yapmayı bırakmanızı söylemiştim değil mi?" İşaret parmağı havada sallanıyordu kızın. Köpek o iri gözleriyle sahibine hüzünlü bakışlar atmayı sürdürürken Lilium'da dayanamadı ve yüzünü yumuşattı. Aşağıya eğilip okşadı sevimli köpeğinin başını. "Ne zaman söz dinleyeceksin sen Co-Pie. Bir gün şu takip huyun yüzünden seni kaçıracaklar ve bir daha beni bulamayacaksın." Küçük köpek bu sözleri anlamış görünüyordu çünkü uzun kulaklarıyla gözlerini kapatmış içten, tiz sesler çıkarıyordu. "Off! Tamam, tamam yapma şunu. Hemen Elzie'yi arayıp seni almasını söylüyorum. Daha sonra eve gelince beraber akşam yürüyüşüne çıkarız." Küçük köpeğin kahverengi burnuna yavaşça vurup kalktı ayağa. Hemen söylediğini yapıp evin hizmetçisini arayıp köpeğini aldırdı.

Lilium asil şeyleri severdi. Asil bir evde otururdu, asil kıyafetler giyerdi, asil olduğunu düşündüğü bir soy adı vardı. Köpeğinide cinsinden dolayı fazlasıyla asil olacağını düşündüğü için seçmişti fakat Cookie-Pie'ın kesinlikle öyle bir özelliği yoktu. Çamurda yuvarlanmayı, kelebek yada kuşları kovalamayı, Lilium'un üzerine atlayıp suratını yalamayı çok severdi. Köpeğinin bunlardan herhangi birini yaparkenki görüntüsü aklına geldiğinde elinde olmadan gülümsemeye başladı. Tüm o asil şeylerdeki ısrarına rağmen köpeğini gerçekten çok seviyordu. Onu güldüren nadir şeylerden biriydi o. Ayrıca asilliğinde tezatlık yaratan tek şey köpeği değildi. Herkesin tanıdığı bir model olmasının yanında yüzünü bir maskenin ardına gizleyip bir rock grubuyla sahne alıyordu çoğu zaman. Çıktığı yerlerin geneli izbe, asillikten kesinlikle uzak duran yerlerdi, yine de bu işi bırakma gibi bir düşüncesi yoktu. Mikrofonu eline aldığında kişiliği bir anda ters dönerdi adeta. Ruhu, günlük hayatta taktığı elmastan maskeyi çıkarıp atardı bir köşesine sahnenin. Kilitli bir bölmede tutulan düşünceleri o şarkısını söylerken dilinden dökülür, notalarda hayat bulurdu. Kız kendisinden geçmiş, sözleriyle bütünleşmişken hiçbir şey umurunda olmazdı. Ne davranışlarının asilce olup olmadığını kontrol eder ne de çevresindeki insanların ne seviyede olduğunu anlamaya çalışırdı. Onun yaşayan bir varlık olduğunu fark ettiren tek şey elinde titreyen mikrofonu ve şarkı bitimindeki dinleyicilerin çılgınca alkışlamaları ve ıslıkları olurdu.

Kimi zaman nefret ettiği hayatındaki şeylerden bir diğeri de... Eta'ydı. Karakterleri taban tabana zıttı o kızla fakat ifade edilemez bir şeyle bağlıydılar birbirlerine. Lilium'a lakaplar takabilen, onu bir yerlere sürükleyebilen, saçma sapan hatta içinde utandığı kostümleri bir çırpıda giydirebilen tek kişi oydu. Ne kadar sert bir yüz ifadesi takınsa takınsın ona karşı bu yüz hemen yumuşardı. Bu düşünceler içinde kafasını sağa sola onaylamayan bir şekilde sallamaya başladı Lilium ve saatine baktı. Yine nereye takılmıştı acaba? Geldiğinde onu bir güzel azarlamalıydı, zira bekletilmekten hiç hoşlanmazdı. Ah, hayır tabi ki da azarlayamayacaktı fakat bunu düşünmek de onu rahatlatıyordu. Tekrar saatine yöneliyordu ki arkasında bir bağırtı duymasıyla birinin üstüne atlaması bir olmuştu. O birinin elleri bir türlü durmuyor ve Lilium'u gıdıklıyordu. Genç kız milletin ortasında gülmemek için kendini zor tutuyordu fakat bunda pek başarılı değildi. Kahkahalarını engellemek için yüzünü buruşturmuştu fakat bu tipte kendini düşününce daha fazla dayanamamış ve gülmeye başlamıştı. "Hey!" Ne kadar debelenirse debelensin kızın ellerinden kurtulamıyordu, kahkaları artmaya başladıkça o daha da çok debeleniyordu. "Eta... Hey..." Ne derse desin bu çatlak kızın kendisini bırakmayacağını biliyordu Lilium, hoş gülmekten bir şey de diyemiyordu ya. Aklına tek bir şey geliyordu. Ateşe ateşle karşılık vermek! O da ellerini olabildiğince arkaya uzatıp gıdıklamaya başladı. Elleri biraz gevşeyen kızdan hızlı manevralarla kurtulup arkasına döndü ve gıdıklamaya devam etti. "Nasıl oluyormuş?"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Eta Rollo
Refakatçi
Refakatçi
Eta Rollo

Mesaj Sayısı : 86
Kayıt tarihi : 06/05/12
Evcil Hayvan : Tavşan (Ponmei)
Hobiler : Şarkı söylemek, tuhaf makyajlar, birilerine şaka yapmak

Açlık Oyunları Başlasın! Empty
MesajKonu: Geri: Açlık Oyunları Başlasın!   Açlık Oyunları Başlasın! Icon_minitimeC.tesi Mayıs 19, 2012 11:01 am

Hiç ummadığı karşı saldırı sonunda ellerinin hakimiyeti son bulmuş zavallı kendisi rakip haracın saldırılarına yapacak hiçbir şey bulamamıştı. Katıla katıla gülerken gıdıklanışa en sonunda iyice kasılarak kaldırdı omuzlarını sanki omuzlarının arasına başını saklamak kendisini gıdıklanmaktan koruyacakmış gibi. "Tamam tamam! Pes ediyorum! Top atışını duymadın mı, tamam kazandın!" diye haykırdı kıkırdayışlarla kendini birkaç adım geri atarak.
Sonunda rahatlasa dahi kolları hala karnının önünde duruyor, hafif kamburca Lili'ye bakıyordu. Dudağını ısırdı gülerek yeniden. "Özledim seni çok." dedi sesine hafifçe trip tonu katarken. "Daha da özleyeceğim zaten, auuv." diyerek sıkıca kapadı gözlerini. Sırtıı dikleştirdi, hafifçe yürüyerek önceki gıdıklayıştan çok çok daha nazikçe sarıldı dostuna. Refakatçiliğe dair hoşlanmadığı tek şey buydu işte. Lili'den uzak kalmak, onun şarkı söyleyişlerini izleyememek... Elinde olsa onu da 8. mıntıkaya götürmek isterdi. Onunda birlikte yeni insanlarla tanışmak öyle zevkli olurdu ki.

Kolları Lili'den ayrılınca bir anda getirdiği şeyi hatırlayıp koştu yere attığı poşetlerin yanına. Hizmetkar avoxu daha yeni poşetleri topluyordu ki hemen ortadakilerden birine saldırdı. Sonunda aradığı hediyeyi bulduğunda "Yep!" diye bağırıp çıkarttı poşetten. Yavaş adımlarla yeniden arkadaşının yanına dönünce poşeti uzattı.
Lili'yi seviyordu. Çocukluk arkadaşı edebiyatı olmasa da aralarında şu zamana kadar yanında olup en çok onu mutlu eden kişiydi o; Capitol'deki en yakınıydı. Artık fazla görüşmediği ailesinden bile fazla yakındı hatta...
"En tatlı çikolataları seçtim sana. Altında da farklı bir sürpsiz daha bulacaksın."
Sponsorlarıyla kendi tasarladığı bir kolyeyi koymuştu çikolataların altına. Henüz satışa sunulmamıştı bu takı serisi. Daha iyisi ise, bu parça seride olmayacaktı. Sırf Lili için tasarlamıştı o kolyeyi. Tatlı, taşlı fiyonklu gümüş kolye... Şansı olsun istiyordu onun. "Beğenmezsen yine gıdıklarım." dedi yaramaz bir çocuğun ifadesiyle.

İzlerken Lili'yi ellerini arkada kenetledi. Dudaklarını büktü sevimlice. Ondan uzun olduğu için çenesi hafifçe yukarı kalkıyordu kızın yüzünü izlerken. Beğenip beğenmediğine dair en ufak mimiği bile kaçırmak istemiyordu. "Başka armağanlarım da var. Ama onları bir yere oturunca veya tam ayrılmadan vermek istiyorum. Ben gidince açmanı da önerebilirdim fakat boşver şimdi. Söyleme yalan bana. Kimse o kadar sabredemez ne de olsa." Güldü. Kendisine verilecek bir hediyede sabredebileceği en uzun süre 10 dakikaydı. On dakikanın sonunda hediye paketi parça parça oluyor, hediye Eta'nın kollarında yavru kedi muamelesi görmeye başlıyordu...

_________________

Açlık Oyunları Başlasın! 50gs1z
ponponpon~♥:
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Açlık Oyunları Başlasın!
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Hunger Games Rpg :: Capitol :: Şehir Sokakları-
Buraya geçin: