Hunger Games Rpg

May the odds be ever in your favor!
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş
 

 # Maria

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Maria D. Fuchsia
Stilist
Stilist
Maria D. Fuchsia

Kadın Mesaj Sayısı : 28
Kayıt tarihi : 12/02/12
Evcil Hayvan : Kedi

# Maria Empty
MesajKonu: # Maria   # Maria Icon_minitimePaz Mayıs 06, 2012 3:32 pm

    Gecenin zifiri karanlığını aydınlatan ay ışığı herkesi gölün kenarına toplamıştı. İnsanlar, kendi hallerinde eğlenirken hiçbir şeyin farkında olmamanın keyfine sonuna kadar ulaşabiliyorlardı. Şans bu dünyada her zaman insanlarda yana olmuştu. Onlar kargaşadan habersiz bir şekilde doğmuş, büyümüş ve ölmüşlerdi ya da en azından insanlıklarını korumayı başarabilenler bu şerefe erişmişlerdi. Zaten az sayıda seçilmiş insan benliklerini kaybederek hem hayatın dinginliğinden uzaklaşmış hem de yaşama haklarından vazgeçmek zorunda kalmışlardı. Seçilen şanssızlar şimdiye kadar büyük bir refah içinde yaşamış, meşhur tanrıçaları tarafından onlara bağışlanan güç ve güzelliği sonuna kadar kullanıp diğer insanları kendilerine hayran bırakmışlardı. Şimdiye kadar… Artık düşman ırkın savaşçılarının saklanma süreleri sona ermiş, vampirlerin sonu başlamıştı. Bundan sonra saklanması gereken canlılar soylu varlıklar değil, her şeye sonradan erişip kendilerini özel olarak gören vampirler olmalıydı.

    Genç savaşçı göl kıyısındaki iskelede oturmuş ayaklarını ıslatırken bir yandan gölgelerin arasından çıkmanın ve eşsiz bir güzellikte parıldayan ay ışığında aydınlanmanın keyfini sürüyor bir yandan da etraftaki insanların ona gösterdiği ilgiyle eğleniyordu. Çoğu insanın yaptıkları tonlarca makyaja ve harcadıkları emeğe rağmen asla ulaşamayacağı bir eşsizlikle yaratılmıştı savaşçı. Perilerden aldığı güzellik ve meleklerden aldığı saflık onu ulaşılmaz kılarak güzelliğini binlerce kat arttırıyordu. İnsanlar ona kıskançlık ve hayranlık içinde bakarken etraftaki her şeyden daha doğal, sahip olduğu tüm güzelliğine rağmen doğadan bile daha sade görünüyordu. Siyah ve ince elbisesinin askıları omuzlarının üzerine ne tam oturmuştu ne de aşağı kayarak bolluğunu gösteriyordu. Hafif dekolteli olmasına rağmen göğsünü açık bırakmayacak kadar yukarıda kalan elbise beline kadar kıvrımlı bir şekilde devam ediyor, belinde bollaşarak aşağı doğru zarifçe dökülüyordu.

    Kestane rengi saçları bir ipeksilikle omuzlarından aşağı kıvrılıp beline doğru iniyordu. Hiç gün ışığına çıkmadığı halde mükemmel bir bronzlukta olan teni ayın ışığında zarafetle parlarken ona bahşedilen mühürleri her zamankinden daha siyah görünüyordu. Mühürleri sahip olduğu zifiri karanlık renkle vücudunu sarmalarken belki de insanlar ona bahşedilen bu güç kaynaklarını kendilerinin yapay ve bir işe yaramayan dövmeleriyle kıyaslayıp onu kıskanıyorlardı. Kıskanmalılardı zaten. Kendi değersiz vücutları ve önemsiz kanları yüzünden kıskanmaları gerekirdi onu. Çünkü asla onun gibi olamazlardı. Hastalıklı vücutları ve bulanık kanlarıyla yaşamaya mahkumdu onlar. Fazlasıyla acıyordu savaşçı onlara. Belki de onlardan iğrendiği kadar acıyordu. Sahip oldukları şeyleri hak etmiyordu bu zavallı yaratıklar. Sahip oldukları dünyayı beceriksiz bir şekilde kullanıp bu güzel yeryüzüne sahip çıkamıyorlardı. Tabi bu durumun değişmesi yakın sayılabilirdi. Belki de sandıklarından daha yakın…

    İnsanlar tarafından izlenmeyi önemsemeyen savaşçı, avını beklerken bir şarkı mırıldanmaya başladı. Narin sesi hafifçe şarkısını mırıldanırken onu duyabilecek kadar yakınında olanlar adeta ağzından çıkan melodilerle büyüleniyorlardı. Kızınsa tek istediği avını beklerken biraz zaman geçirebilmekti. O anda çevresindeki kimsenin fark edemeyeceği kadar zayıf bir koku ve hafif bir iniltiyle ürperip titredi ve şarkısına ara verdi savaşçı. Düşüncelerini boşaltıp iliklerine kadar hissettiği kokuya odakladı. Kan…

    “Galiba av çoktan başlamış…”

    Tahmini çoğu zaman olduğu gibi doğruydu. O avını beklerken av harekete geçmişti bile. Onun burada oyalanması zaman kaybıydı. Çıplak ayaklarını yavaşça sudan çıkarıp ayağa kalktı. Hızlı ama aceleci olmayan adımlarıyla iskeleden çıkıp gölün çevresini kuşatan nemli toprağa bastı ıslak ayaklarını. Nemli toprak ayağından damlayan su tanelerini emerken hızını hiç kaybetmeden kokuyu aldığı dar sokağa doğru ilerlemeye başladı. Ancak iki kişinin geçebileceği kadar dar olan sokağa girdiğinde görünmezlik mührünün yavaş yavaş işlemeye başladığını biliyordu. Sokağın dar kısmını yürüyüp bitirdikten sonra binaların arka cepheleriyle kaplı kare şeklindeki hafif geniş bir alana çıkmayı başarabildi. Çıkmaz bir sokak gerçekten işini kolaylaştırır, aynın zamanda insan müsveddelerinin onu yavaşlatmasını engellerdi.

    “Benim avımın da başlama zamanı geldi.”

    Bu alanda avını görmesi hiç de zor olmamıştı. Haddini bilmez vampir ayarttığı kızın birinin üstüne eğilmiş, iğrenç bir pozisyona kanını emiyordu. Vampirin iğrençliğine tiksinerek bakan savaşçı yavaşça elbisesinin etek kısmının altında kalan bıçağına doğru uzandı. Hiçbir gücü olmasa da taşıma kolaylığı ve keskinliği sayesinde bu bıçağı yanında taşımayı seviyordu. Bıçağını elinde şöyle bir döndürdükten sonra görünmezliğinden faydalanarak sessizce yaklaştı ve vampire doğru eğildi.

    “Beslenme saatin bitti zavallı, uyku vaktin geldi.”

    Savaşçı sözlerini söyleyip her zamanki çevikliğiyle kendini arkaya attı, vampir ise hızla arkasına dönüp ellerine boşluğa savurdu. Lakin kolları savaşçıya ulaşamadığı ve hiçbir şeye tutunamadığı için dengesini kaybederek ellerinin üstüne yere düştü. Savaşçıyı görememesine rağmen sesini duymuştu ve boş gözlerle göremediği düşmanını ararken savaşçı, vampirin gözündeki korkuyu görebiliyordu. Aslında zamanı olsa avıyla uzun uzun oynamak isterdi. Ama ona verilen görev bu iğrenç yaratığın kanını en kısa sürede dökmek ve onu sonsuz bir uykuya yatırmaktı. Oyuncağıyla bıkana kadar oynayamayacağı için pek neşeli değildi ama görevini gerektiği gibi yapmak zorundaydı. Yine de biraz oynamaktan fazla zarar gelmezdi. Değil mi?

    “Boşuna uğraşma yaratık, sen beni göremeyecek kadar körsün.”

    Başına gelenleri anlamlandıramayan bilgisiz vampirin üstüne doğru hızla atılıp bıçağıyla yanağına bir çizik attıktan sonra sol tarafına doğru hızla kaçtı. Vampir sinirle elini yanağına götürdü. Vampirin kirli kanı yavaşça yanağından aşağı doğru süzülürken sinirle bir çığlık attı. Vampir saldırı pozisyonunu alıp kokusuyla yakalamaya karar verdiği savaşçıya doğru atılırken vampirin kanını emdiği zavallı insansa anlamlandıramayan gözlerle çevresine bakınıyordu. Büyük ihtimalle olup bitenden hiç bir şey anlamamıştı. Burada olması bile gereksizdi ama insanın kanı olmasa savaşçı avını bulmakta bu kadar çabuk olmayabilirdi.

    Dikkatini insandan uzaklaşıp üstüne gelen vampire verdiğinde canavarın oldukça çevik olduğunu fark etti ve yakalanmamak için yukarı zıplayıp binalardan birinin çıkıntısına ayağını koydu ve boşta olan elini duvardan geçen elektrik kablolarına sardı. Onu bulamayan vampirin tekrar havayı koklamaya başlamasıyla beraber elektrik kablolarını olabildiğince kuvvetle çekerek vampirin üstüne atladı. Hızlı düşüşün verdiği sersemlik yüzünden dengesini geçici bir süreliğine yitirirken üstüne atladığı vampir onu yere yatırıp omuzlarından sabitlemişti. Neyse ki kopan elektrik kablolarının savaşçının elinde olduğunu fark etmemişti. Savaşçı kabloyu vampirin sırtından diğer eline geçirdikten sonra canavarın boynuna sardı ve kasıklarına attığı sert bir tekmeyle dengesini dağıttıktan sonra kablolarla beraber arkasına doğru savurdu.

    Yere sırt üstü ve sert bir düşüş yapan canavarın boğazı dolanan kablolar yüzünden kesilmiş, kirli kanı bu sefer boynundan aşağı doğru süzülmeye başlamıştı. “Sana dans etmeyi kim öğrettiyse pek iyi becerememiş bu işi. Zira daha eğlenceli olmanı beklerdim ufaklık.” Avın ona verdiği tatminsizlik yüzünden eğlenme isteğini kaybeden savaşçı tuttuğu kabloları bırakıp bıçağını vampirin yüzünde en güzel eserinin üstünde fırçasını gezdiren bir ressam gibi yumuşak ama delici bir şekilde gezdirip kanını olabildiğinde daha fazla akıttıktan sonra diğer eliyle de gümüş bıçağın kabzasını kavrayıp vampirin kalbine kolayca çıkamayacak şekilde sapladı. Canavarın çektiği acılar yüzünden çıkardığı sinir bozucu ses boğucu bir hal almaya başlamış ve savaşçının kulaklarını rahatsız etmişti. Daha fazla bu sesleri duymak istemeyen savaşçı bıçağını sakladığı yerden bir kibrit çıkardıktan sonra yere sürtüp alev almasını sağladı ve vampirin üstüne attı. Önce kıyafetleri sonra da pürüzsüz teni alev alırken canavar önce yüksek sesle çığlık atmaya başladı. Kısa sürede çığlıkları kesildi. Canavarın bedeni küle dönüşürken geriye kalan tek ses ateşin cızırtısıydı.

    Saklanması gerekmediğine inanan savaşçı görünmezliğini etkisiz hala getirip az önce orada olduğunu unuttuğu zavallı insana yöneldi. Genç insanın gözleri çoktan kapanmıştı ama yüzünde kalan gözyaşları yaşadığı şokun belirtisiydi. Görevin en kötü kısmı olduğunu düşünerek işaret parmağını insanın alnına koydu savaşçı. İnsanın bu gecede duyduğu, gördüğü ve hissettiği her şeyi unutmasını arzuladı. Bu arzusunu gerçeğe dönüştürebilmesini sağlayan kutsal kanı ve özel yetilerinin işe yaradığını insanın yumuşamaya başlayan keskin çehresinde görebiliyordu.

    Olayı daha fazla uzatmamak için çabucak çekti parmağını insanın alnından ve ondan uzaklaşarak yok olan avından geriye kalanlara döndü. Sönmeye başlayan ateşin içine daldırdı elini ve bıçağını tutup küllerin arasından çekti ve ait olduğu yere yerleştirdi. Kısa ama yorgunluk verici av dinlenme isteği uyandırmıştı savaşçıda. Son kez alaycı bir şekilde gülümsedikten sonra geldiği dar yola dönerek yeniden sokağa çıktı savaşçı. Şimdilik gözüne güzel görünen tek şey eve gidip derin bir uyku çekmenin hayaliydi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Lukas Merophine
7. Mıntıka Vatandaşı
7. Mıntıka Vatandaşı
Lukas Merophine

Erkek Mesaj Sayısı : 73
Kayıt tarihi : 05/05/12

# Maria Empty
MesajKonu: Geri: # Maria   # Maria Icon_minitimePaz Mayıs 06, 2012 3:48 pm

    #Yazım ve İmla (10/10)
    #Kurgu (15/13)
    #Akıcılık (20/15)
    #Betimleme (25/24)
    #Uzunluk (15/12)
    #Renklendirme ve Düzen (10/10)
    #Bonus (5/5)


    89
    Keyifli rpler.



_________________


Your undeniable magic is the Lucifer

# Maria Eatyouup2
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
# Maria
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Hunger Games Rpg :: Karakter Yaratımı :: RPG :: Rpg Puanlama-
Buraya geçin: